Kanser sürekli duyduğum, acaba bir gün beni de bulur mu bu hastalık diye hiç düşünmediğim bir şeydi. Ama günün birinde karşıma çıktı ansızın. Peki, ona pabuç bırakacak mıydım? Elbette hayır!

Doktorum en kısa zamanda ameliyat olmam gerektiğini, beklemek gibi bir şansımın olmadığını söyledi. Bu anlattıklarım, yani yapılan tahliller, kontroller sonrası on beş gün içinde oldu ve bitti. Ben 17 Aralık 2009 yılında ameliyat oldum.

Content/images/b0356c3f-49f9-4c38-98ad-ceb9ba6a6301.jpg

Ameliyat sırasında doktorum Prof.Dr. Cihan Uras, çıkıp aileme ve eşime bilgilendirme yapıp göğsün tamamını almak zorunda kaldığını, lenflerde de kanserli hücrelere rastladığını ve en küçük bir ayrıntıyı atlamadan kanserli hücrelerin tamamını temizleyip, bundan sonraki sürecin iyi geçmesini beklediğini söyleyerek tekrar ameliyatımı tamamlamak üzere ameliyathaneye geri dönmüş.

Tabii herkes şok!

Annem ve babam ayakta zor durabilmişler. Eşim onlara destek olmaya çalışmış ve’’ Güçlü olmamız gerekiyor bundan sonra her şeyimiz Ezgi olmalı ‘’demiş.

Ya benim biricik eşim, hayat arkadaşım onu kim teselli edecek? İçinde kopan fırtınaları kim, nasıl dindirecek?

O var ya o kocaman yürekli bir adam…

Content/images/1a190359-9f5d-46c4-aa95-b13f6e5d231d.png

Ameliyat sona erdi ve beni müşahede altına aldılar. Kendime gelmekle gelmemek arasında bir yerdeyken, göğsümde hissettiğim o büyük acı ile göğsümün alındığını anladım. Kafamın içi soru işaretleriyle doldu taştı. Hayatıma artık tek göğsüm olmadan devam edecektim. Edecektim ama ya benden götürdükleri… Onların hepsini geri alabilecek miydim? 27 yaşımda böyle çetin bir hastalıkla nasıl baş edebilecektim?

Content/images/14758130-ce74-47c3-a7d3-29352f8e7cbe.jpg

Müşahede odasından çıkarılıp, normal bir odaya alındıktan sonra bir gün daha hastanede kaldım. Ameliyat yerimde takılı direnler, kolumda serumla beni her dakika kontrole gelen hemşireler! Öyle şaşkınım ki…

Ziyaret, telefon edenler, akrabalarım, arkadaşlarım hepsi beni hiç ama hiç yalnız bırakmadılar sağ olsunlar.

İçlerinde öyle biri vardı ki; o benim meleğim, candan ötem… Onun hakkını nasıl öderim bilemiyorum. Baba yarım, canım halam Uğur Sönmez.

Content/images/9a6dffb7-de8a-47a7-9098-80841e39452f.jpg

Odaya alındıktan sonra, tabi ziyaretçiler yanımda fazla kalmamak şartıyla gelip gidiyorlardı. Sonra eşimin kapıdan içeri girdiğini gördüm ve üzgün bir suratla ona baktım. Yanıma geldi ve bana sarıldı. Ağlamaya başladım.

‘’ Hayır, ağlamak yok! Sen çok güçlü bir kadınsın. Biz onu, el ele vererek yeneceğiz. Sen moralini yüksek tut yeter! Benim için göğsün olmuş olmamış hiç önemli değil. Bana sen lazımsın.’’  dedi.  Onun varlığı bana yeterdi. Bir çok kişinin kolay kolay dayanamayacağı bir olayın tam ortasında bulmuştu kendini. Kim bilebilirdi içindeki fırtınaları? Nasıl anlatılırdı? Nasıl içini dökerdi? Çok zor bir durumdu gerçekten…

Annem ve babam! Evlatları böyle bir hastalıkla mücadele ederken nasıl dayanacaktı yürekleri? Onlara ‘’ Benim için sakın üzülmeyin, destek olun, moralinizi bozuk görmeyeceğim. Ben kanseri kabul etmiyorum. Beni asla yenemeyecek.’’ dedim.

Content/images/7330a03b-5b8b-42bd-aff2-9078df6c630b.jpg

Hastaneden taburcu olduktan sonra moralim gayet iyiydi. Evime, oğluma, eşime kavuştum ve bundan sonra beni neler bekliyor düşünmek istemiyordum. Aklımı kurcalayan birçok şey vardı. Beni bu tedavi sırasında neler bekliyor? Ruh halim nasıl olacak? Tedavi sırasında ne gibi sıkıntılar yaşanacak? Bunlar ve daha fazlası beynimde dolanıp duruyordu.

Geldiğin gibi gideceksin bunu biliyorsun değil mi? Hiç boşuna yerleşme kalıcı değilsin! Sen beni yenemeyeceksin, ben seni yeneceğim!

Content/images/76e9e692-062c-4e99-96c5-d162d7730f35.jpg

Bunu herkesin yapabilmesini o kadar isterim ki, güç sizinle bunu sakın unutmayın…

Sizinle paylaşımlarım, önümüzdeki hafta da devam edecek.

Haftaya yeni yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

Ezgi Yörük Palabıyıklı

‘’ Sayfada yer alan yazılar, sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.’’