Tanrıların tanrısı Zeus bir sabah yatağından, burnunda mis gibi taze ekmek kokusuyla kalkar.

‘’ Heista, kahvaltıya şu taze ekmekten de getir.’’ der.

Kız kardeşi Heista, pasta pişiren tek tanrıdır. Fakat bu sabahki iştah açan kokunun sebebi Heista değildir ve Zeus’a ekmeği kendisinin pişirmediğini söyler. Başka kim olabileceğini düşünen Zeus, bulutların arasından aşağı bakar ve öfkeden yüzü kararır. Çünkü; yeryüzünde yanan yüzlerce ateş görmüştür.

Content/images/819498a5-fc28-4275-bf7d-1325b1beba98.jpg

‘’ İnsanların ateşi olmaması lazım! Sadece biz tanrıların onu uygun bir şekilde idare etme gücü vardır’’ der ve hemen yeryüzüne inerek, orada ilk gördüğü insanı şöyle iyice bir silkeler. Ateşi insanlara kimin verdiğini korkudan buz kesen bu insandan hemen öğrenir.

Cevap:  Titan Prometheus’tur.

Prometheus, kardeşi  Epimetheus ile birlikte evlerindeyken Zeus şimşeklerini savurarak içeri girer ve ‘’ Hangi cüretle ateşi insanlara verirsin?’’ diye kükrer.

Prometheus korkusuzca: ‘’Neden insanlar ateşe sahip olmasınlar ki. Onlar için üzüldüm. Soğuk kış günlerinde titremesinler. Hem de hep çiğ yemekten bıkmışlardır’’ der.

Content/images/627ad5db-02d3-4870-acf0-4dea439b1b2e.jpg

Zeus’un öfkesi daha da bir artmıştır. Kendine ait olmayan bir şeyi başkasına nasıl verdiğini sorar ve Prometheus umursamaz bir şekilde cevaplar:

‘’ Bir bitkinin sapını güneşle yaktım, onu yeryüzüne taşıdım ve insanlara onu nasıl kullanacaklarını öğrettim. Ateşi çaldım. Artık geri alamazsın’’ der.

Zeus bu cevaplar karşısında öyle bir öfkelenir öyle bir öfkelenir ki... Prometheus’ u dışarı çıkararak kardeşine şöyle der:

‘’Ben sana bir şey çalınınca ne hissedeceğini göstereceğim’’

Content/images/e4a8437d-ac63-4388-8967-1274141823af.jpg

Zeus Prometheus’ u bir dağa götürüp zincirler ve pişman oluncaya kadar zincire mahkum bırakır. Her gün Zeus’un gönderdiği dev bir kartal gelerek, acı çektire çektire titanın ciğerlerini gagalar. Her gece ciğerleri tekrar yenilenir ve böylece Prometheus hiçbir zaman pişman olmaz.

Olympos’ ta diğer tanrılara olan biteni anlatan Zeus, Prometheus’ tan ateşi alan insanlara çok kızmıştır ve onları cezalandıracaktır.

Bütün tanrılar birlikte çalışarak topraktan mükemmel bir kadın heykel yaparlar. Aphrodite onu güzellikle yıkar, Zeus’un kızı Athena, ona parlak bir elbise giydirir, Zeus’un oğlu Hermes kalbine biraz merak kırıntıları bırakır. Sonra tüm tanrılar ona, can verirler. Birden gözleri açılan kadına tanrılar kendilerini tanıtıp, onunda Pandora ve Epimetheus’ un güzel eşi olduğunu söylerler.  Zeus Pandora’ ya çok güzel, büyük ve süslü bir kutu vererek düğün hediyeleri olduğunu ama kesinlikle açmamaları gerektiğini söyleyerek, Pandora’ yı Hermes eşliğinde Epimetheus’ a gönderir.

Content/images/d34a5057-bbcd-4fc7-b0e8-b417522410a0.jpg

Pandora ve Epimetheus birbirlerine hemen aşık olup evlenirler. Fakat Zeus’un hediyesi olan kutu Pandora’ da hep merak uyandırır. Bir gün belki Zeus evlenmeden açmayın demek istemiştir diye düşünerek kutuyu açar.

İşte Pandora’nın kutusu artık açılmıştır ve etrafa çok kötü tiz bir ses yayılır. Kutunun içinden çıkan yüzlerce korkunç şey etrafa saçılır ve açık pencereden dışarı süzülerek tüm dünyaya yayılır.

Bunlar; insanların şuana kadar hiç bilmedikleri, deneyimlemedikleri hastalık, savaş, kıskançlık, kötülük, nefrettir.

Pandora, bu olay karşısında yaptığından pişman bir köşede, çaresizce beklerken bir süre sonra kutudan, diğerlerine hiç benzemeyen, küçük ve şirin bir şey ışıltıyla çıkar ve usulca pencereden tüm dünyaya yayılır.

İşte bu umuttur. 

O günden sonra, dünyadaki yaşam hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Ama yine de, hayat insanları ne kadar zorlarsa zorlasın, bütün bu sıkıntılar karşısında asla umutlarını kaybetmediler.

En sevdiğim mitolojik hikayeyi sizlerle paylaşmama vesile olan Hüsniye’ye sınavında başarılar dilerim.

Meral Benimser