Öğrencileriniz engelli ise sabrınızın gücüne şaşarsınız. Yüzüme bak cümlesini tekrar etmekten bıkmazsınız.

Normal okullara kaynaşması için gönderdiğiniz öğrenciniz için diğer akıl yokuşunu veliler bizim çocuğumuza hastalık bulaşır diye bu okula gelmesin dediği zaman var gücünüzle çemkirmeyi öğrenirsiniz, öğretmenliğinizi bırakıp bir kenara.

Content/images/e3b793a3-ddc7-4014-9519-d4fa641b1404.jpg

Öğrencinize renkleri öğretmeye çalışırken hayatın ne kadar da renksiz olduğunu fark edersiniz.

Normal gelişim gösteren çocuklar koşup oynarken, dur dediğiniz zaman, bir adım atmasını beklediğiniz çocuklar olduğunda hayatınızda;  hayatın çelişkisinde tıkanıp kalırsınız. İlk adımını görüp, ilk kelimesini duyduğunuzda mutluluktan havalara uçarsınız.

Content/images/12b8693f-7241-4dcb-87a4-ee7c3df426af.jpg

İğneyle kuyu kazmak deyiminin ne anlama geldiğini çok iyi anlarsınız ama yine de bıkmadan usanmadan devam edersiniz…

Ya aileler birde onları düşünsenize…

Ailelerin en büyük korkusu nedir biliyor musunuz?

“YA BEN ÇOCUĞUMDAN ÖNCE ÖLÜRSEM”.

Oysaki çocuğumuza olan duamız, al ömrümden ömrünedir.

Content/images/be74b72c-ad5d-47c7-bcc0-51a1a0182924.jpg

Aradaki ince çizgiyi fark ediyor musunuz?

Acı ve gerçek:  ince bir çizgi…

Ya bizler ne yapıyoruz!

Dışarda onlara hastalıklı gibi bakıyoruz.

Oysa insan olmanın gerekliliği değil midir yardım etmek?

Farkına varalım artık,  bakmayı değil görmeyi öğrenelim…

Unutmayın hepimiz birer engelli adayıyız.

 

Serap Dikenli

Özel Sporcular Antrenörü