‘’Gerçekten iyi miyim?

Bana yalan söylemiyorlardı değil mi?

Yoksa ölecektim de bu tedaviyle uzatmaları mı oynuyordum?

Yendim! Evet evet kanser değilim ben. ‘’

Content/images/97c6f76a-b22e-4089-82a8-750e9b8a6d1f.jpg

Beynimin içindeki sesler beni yiyip bitiriyordu. Tedavi sürecinde ağlama krizleri ile baş etmek gerçekten çok zordu. Birden bire, hiçbir sebep yokken kendimi ağlarken buluyordum. Sinirlerim çok yıpranmıştı ama yine de destek almak istemedim kendim baş edebilirdim. 

Content/images/b027ba4c-a024-4d9f-9a3f-49cf4561060d.jpg

Bu tip ağlama krizleri geldiği zaman en çok üzülen, ne yapacağını şaşıran insanlar genelde eşim ve halam olurdu. Annemi aramak istemezdim çünkü çok evhamlı olduğu için kendi kendini yer bitirirdi. Sonuçta evladına meme kanseri teşhisi konmuştu ve bir anne için gerçekten çok zor bir durumdu. 

Content/images/e8017e41-6cef-4c7b-96b8-3dac700e4633.jpg

Tedavi süresince; kemoterapi alacağım günler annem benimle gelirdi. Kemoterapi için sıra geldiği zaman, anons yapılırdı. Annem de gidip bankodan barkodumu alırdı ve bir hemşire bulup damar yolumu açtırıp, başlardık beraber kemonun bitmesini beklemeye… 

Bir, iki, üç, dört kür derken zorda olsa zaman su gibi geçti. Kemoterapi, kemik koruyucu ve hormon iğnesi tedavisinin sonuna geldik. Sırada radyoterapi vardı yani ışın tedavisi. Onun içinde Acıbadem Maslak şubesi radyoterapi bölümünde yirmi beş günlük bir maraton başlayacaktı. Nasıl bir tedaviydi acaba? Canım yanacak mıydı? Cildim çok yanacak mıydı? gibi sorular başladı kafamda dönmeye...

Content/images/dd78a400-3d09-4845-9ec1-94a437a54272.jpg

Bu tedavi için, benimle Radyasyon Onkolojisi doktorlarından Banu Atalar hocam ilgilendi. Tedavi şeklini anlattı ve kafamın içindeki sorularında bir kısmı böylelikle cevaplanmış oldu. Hangi kanser teşhisi konulduysa ve ameliyat bölgesi neresi ise oraya uygulanıyordu tedavi. Benim de sol göğsüm alındığı için lenflerle beraber radyoterapi oraya uygulandı. Her sabah, eşimin kardeşi bu tedavi için beni götürüp getirdi ve manevi desteğini hiçbir zaman benden esirgemedi. Kayın validemden hiç bahsetmedim. İki tane erkek evlattan sonra, ben onun kız evladı gibi oldum. Ama bana kanser teşhisi konulduğu andan itibaren yıkıldı çok üzüldü. Desteğini oda hiç üzerimden eksik etmedi yedirdi, içirdi sürekli yanımdaydı ve hala kanatları hep üzerimdedir.

Content/images/2949845e-b3c3-4e71-8fcf-4089701f519d.png

Sevilmek ve sevildiğini bilmek, fark edebilmek gerçekten çok güzel bir duygu! Etrafımda, küçük büyük kim varsa hep yanımda oldular, desteklerini her zaman hissettim. 

Yirmi beş günlük radyoterapi tedavisi de bittikten sonra geriye sadece beş yıl kullanacağım bir ilaç tedavisi kalmıştı . Ama bunu, daha sonraları on yıla çıkardılar ve bu ilaçları hala kullanmaya devam ediyorum. 

Content/images/eb6d2a60-1f3a-4184-ace9-ef6909037dca.JPG

Kontrollerim ilk önce üç ayda bir,  sonra altı ayda bir ve daha sonra da yılda bir olarak yapılacaktı. Tabii hemen değil belli bir zaman geçtikçe bu kontrol süreleri değişecekti. Kendimi yavaş yavaş toparlamaya başladım. İşimin başına geri döndüm. Çalışmak bana daha iyi geldi. Arkadaşlarım yanımda ve hep yardıma hazırdılar. 

Sizi seven insanları alın hayatınıza yoranları üzenleri itin elinizle. Mutlu olun ve sağlıkla kalın.

‘’Vay seni Cerrahpaşa 
İçmem suyundan içmem 
İçmem suyundan içmem. ‘’

Ezgi Yörük Palabıyıklı

‘’ Sayfada yer alan yazılar, sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.’’