Bugün kalıntılarını ziyaret ettiğimiz Truva kentini 1822-1890 yılları arasında yaşamış olan Alman tüccar ve amatör arkeolog Heinrich Schliemann’ ın bulduğunu biliyor muydunuz?

Content/images/969cf1f6-f53f-434c-a6a3-cb25f9212ab1.jpg

Heinrich Schliemann; 1822-1890 yılları arasında yaşayan, maddi sıkıntıları nedeniyle öğrenimini lisede yarım bırakıp ticarete atılan, annesinin hediye etmiş olduğu Homeros’ un İlyada’ sını ezberleyip onu takıntı haline getiren ve sonunda Truva kentini Homeros’ un tarifleri ile bulan kişidir. 

Content/images/6f3df6ee-c1d6-4484-badd-3e7a7a3787ef.jpg

Schliemann’ ın arkeolojinin bir bilim olarak atılım yapmasında büyük katkısı oldu. Heinrich Schliemann, Truva’ nın keşfini yaparak Priam’ ın hazinesini bulan ve hazineyi enteresan bir şekilde Türkiye’ den kaçıran arkeolog olarak isim yapmıştır. 

Content/images/d0b7eca0-ed95-468a-80e1-7c8bcdcfc25b.jpg

Schliemann, Homeros’ un İlyada Destanı’ nda verdiği konum bilgilerine inanıyordu ve bu bilgilerden yola çıkarak, Türkiye’ nin kuzeybatısındaki Hisarlık Tepesi’ nde aramalar yaptı. Kentin uzun yerleşim tarihçesi başlarda kazıların yerini tespit etmesini zorlaştırıyordu. Schliemann Troya’yı ilk ziyaret ettiğinde tarihler 1868 yılını gösteriyordu. Pınarbaşı ile Hisarlık Höyüğü’ nü inceledi. Pınarbaşı’ ndaki kayalıklar Homeros’ ta okuduğu ‘ Akhilleus ’un Hektor’ u kovaladığı şehre benzemiyordu. Hisarlıktepe ise İlyada destanında anlatılan Troya’ ya en benzer yerdi. Tepenin büyüklüğü, ovaya hâkimiyeti ve İda Dağı’ nın görünümü onu inandırmıştı. 1872 yılında Schliemann ve asistanı Wilhelm Dörpfeld emin oldular: Kazdıkları duvarlar, Truva’ ya aitti.

Content/images/2a0c1adf-26ba-44a2-853f-156264138057.jpg

Heinrich Schliemann, arkelojide öncü bir isim olduğu halde Almanlar tarafından alaya alınıyordu. Başlarda önemli kazılara zarar verse de, sonraları araziyi düzgün şekilde titizlikle araştırmaya başladı. Ayrıca Truva’ nın seramik özelliğini ilk ortaya koyan isim oldu. Kazılarına yönelik notlar alıp, düzenli olarak günlük tutuyordu.

1873 Mayıs sonlarında Osmanlı devletinden aldığı kazı izni doğrultusunda höyüğü yukarıdan aşağı doğru kazmaya başladı. 

Content/images/fbfc390a-2fd5-41e7-bf37-ab172e26c279.jpg

Schliemann günlüklerinde hazinenin bulunuşunu söyle anlatıyor: “Önemli hazinelerin çıktığını anladığımda ‘paydos’ diyerek işçileri uzaklaştırdım ve daha sonra sevgili karım Sofia Schliemann’ la gittik ve hayati tehlikeler içinde hazineleri oradan tırnaklarımızla bıçakla kazıyıp eşim Sofia Schliemann’ ın eteğinin altına sakladım ve kulübemize koyduk. Büyük bir krallığın hazineleri olan taçlar, tokalar, gerdanlıklar, küpeler, yüzükler, bilezikler, bakır ve tunç miğfer kırmızı şala sarıldı… İşte bu Priamos’ un hazinesiydi’’ 

Content/images/b500518e-f200-4e69-809a-163a13f11516.jpeg

Schliemann bulduğu eserleri, yavaş yavaş götürmeye başlıyor. Osmanlı arşiv belgelerine göre nisan ayının başında ve mayıs ayının sonunda Yunanlı Kaptan Andrea’ nın gemisiyle karanlık limandan hazineleri Atina’ ya götürüyor. Cebinde taşınabilecek kadar küçükleri ise Çanakkale gümrüğünden çıkartıyor. Bunu, bu şekilde yapmasının sebebi ise 1869’ da Osman Hamdi Bey sayesinde çıkarılan Asar-ı Atika (Eski Eser ) Nizamnamesidir. Yasaya göre ‘‘ Bulunan eserlerin üçte biri bulanın, üçte biri arazi sahibinin, üçte biri devletin olacaktır. Kendi hakkına düşeni de asla yurtdışına çıkaramaz. ’’ 

Content/images/593e04b2-4bb3-475e-ba07-4bb778ab5199.jpg

Ancak Schliemann’ ın tüm hazineyi parça parça karısının üzerinde dışarıya çıkararak önce Atina’ ya oradan da Almanya’ ya götürdüğünü biliyoruz. Hazinenin büyük bir kısmı ise şu an Puşkin Müzesindedir. Türkiye’ye iadesi için ise hala uğraşılmaktadır.

 

Hüsniye Balkan