“Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;
Bir kere eğemedim bu kadının başını.
Kaç kere sürükledi gururumu ölüme
Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme.”

Nazım Hikmet ( Suat Derviş için yazdığı şiirden alıntıdır. )

Content/images/0cc03802-1c00-43f2-a500-095d79e6f150.jpg

Suat Derviş:

1903 yılında İstanbul’ da varlık içinde doğan ve yine varlık içinde büyüyen Suat Derviş, genç yaşından itibaren birçok iş yapmıştır. Yakın arkadaşı Nazım Hikmet’ in kendisinden habersiz “ Hezeyan ” adlı şiirini Alemdar dergisine vermesiyle edebiyat dünyasına adım atan Suat Derviş, Alemdar dergisinde çalışmaya başlar. Tüm hayatı yazı yazmak olan Derviş gazetecilik alanında da büyük başarılar elde eder. Muhabir olarak Avrupa’ ya giden ilk kadındır. Uluslararası Montrö ve Lozan konferanslarına muhabir olarak katılır. 

Content/images/1c6b07e6-e578-4daa-9966-a45277caac9f.jpg

Gazetecilik yaparken kitapları yayınlanmaya devam eder. 1927’ de ablasıyla beraber Almanya’ ya giden Suat Derviş, yazın hayatına Suzet Doli adı ile orada devam eder. Almanca yazılar yazmaya, çeviriler yapmaya başlar. Profesör doktor olan babası İsmail Derviş’ in hastalığı ile beraber mal varlıklarının bir bir satılması sonucu maddi zorluklar yaşamaya ilk kez başlayan Suat Derviş, merhum olan babasının cenazesini bile ülkeye getirememiş, Almanya’ da kimsesizler mezarlığına defnedip annesiyle beraber ülkeye dönüş yapmıştır.

Content/images/b3a7039a-b8f3-4425-a9db-516982d8af4c.jpg

1933’ te Türkiye’ ye geri döner ve 1930’ların ikinci yarısında Son Posta, Vatan, Cumhuriyet, Gece Postası, Tan, Haber ve Son Telgraf gibi gazetelerde çalışmaya başlar.1937’ de solcu Tan gazetesi, Suat Derviş’ i Rusya’ daki politik mücadeleyi takip etmekle görevlendirir. Rusya’ ya yaptığı seyahatler, Suat Derviş’ in Sosyalist Gerçekçi teoriden etkilenmesini sağlayarak, edebi kariyerinde derin tesirler bırakır.

Content/images/23493db1-1692-4fb2-99f7-784227d3a7d8.jpg

1940-1941’ de Suat Derviş, Mustafa Kemal Atatürk’ ün anne tarafından kuzeni, Türkiye Komunist Partisi’ nin genel sekreteri ve daha sonra evleneceği Reşat Fuat Baraner ile birlikte Sosyalist Gerçekçi Yeni Edebiyat dergisini çıkartır.

Derviş derginin politik eğilimi dolayısıyla kısa süreli olarak tutuklanır ve bu kısa süreli hapis cezası bebeğini düşürmesine sebep olur. 1944’ te Suat Derviş, Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum? adlı kitapçığını yayınlar ve böylece kariyerinde yeni bir devre başlamış olur.

1968’ e kadar hiçbir yayınevi yazdıklarını yayınlamayarak onu, yazdığı yazıları kendi isimleriyle yayınlamak üzere satın alan arkadaşlarının ve gazetelerin merhametine muhtaç bırakır. Yayınevleri onu geri çevirirken, 1939’ la 1969 yılları arasındaki 30 yıllık süreçte hiç kimse onun kitaplarını basmaya cesaret edemez. Bu kara dönemde Derviş, Emine Hatip, Saadet Hatip, Süveyda H., Suzet Doli gibi takma isimler kullanmak zorunda kalır.

Baraner’ den önce 2 evlilik yaşayan Derviş, en çok Reşat Fuat Baraner’ i sever. Onun yaptığı her türlü eylemi destekler, her türlü yardımı yapar.  Cevriye’ yi bu kadar sevmesinin nedeni de onu kendisi ile bağdaştırması olmuştur. Gelelim Fosforlu Cevriye’ nin kim olduğuna…

Content/images/7df88a1e-4840-4d8f-ad8f-5fc470317f8b.jpg

“ Karakolda ayna var, ayna var

Kız kolunda damga var

Gözlerinden bellidir Cevriye’ m

Sende kara sevda var. ”

Bu dörtlüğü bilmeyenimiz yoktur sanırım. Zeki Duygulu’ nun yazdığı bu şarkıdan esinlenerek Suat Derviş’ in yazdığı roman edebiyat dünyasında ses getirmiş defalarca film ve tiyatroya uyarlanmıştır.

“ Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul' un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye' nin karşısına hiç tanımadığı bir adam çıkar.

Hayatında kimse Cevriye' ye, hastalığında kendisine bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren bu adam gibi davranmamıştır. Bu yabancıyı tanımasıyla birlikte Cevriye daha önce hiç hissetmediği, hiç bilmediği duyguları tadacak ve sevmeyi, tutsaklığı öğrenecektir. ”

Cevriye, sevgilisinin neden kaçak olduğunu bilmiyor ancak siyasi kaçak olduğunu anlıyordu. Öyle ya deli gibi sevdiği bu iyi yürekli adam adi bir suçtan dolayı kaçıyor olamazdı.

Fosforlu Cevriye, 1944-1945' te tefrika edilen, ilk defa 1968 yılında May Yayıncılık tarafından yayımlanan romanıdır. Sonrasında sinema ve tiyatroya da uyarlanmıştır.

Suat Derviş eşi Reşat Fuat Baraner’ in tutuklu kaldığı yıllarda ülkeyi terk ederek Fransa’ ya yerleşmiştir. Fransa’ da ablası Hamiyet ile birlikte kitap yazarak ve çeviri yaparak hayatını çok zor kazanmıştır.

Content/images/5e810c12-79c0-4fa9-9b50-8083d55f027c.jpg

1963’ te eşinin serbest kalmasıyla beraber ülkeye dönen Derviş, ablasını kaybetmiştir. Çok sevdiği eşi ile birlikte 5 yıl daha geçirmiş, 1968 yılında onu da kaybetmiştir. Hayatında en çok sevdiği iki insanın kaybı onu derinden sarsmış, fakat 1970’ te iki gözünde de ciddi sağlık problemleri ortaya çıkana dek yazmaya devam etmiştir.

Content/images/295e30b1-1acb-458d-9170-0ccb74642869.jpg

Moskova’ da olduğu ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından, Neriman Hikmet ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Devrimci Kadınlar Derneği’ ni kurmuştur.

1970’ te sağcı ve solcu grupların, yarı-askeri yasadışı örgütler halinde çatışmalarıyla, Türkiye neredeyse sivil savaşın eşiğine gelir. 12 Mart 1971’de askeri güçler muhtıra ilan ederek politikacıların anarşi ve kardeş katlini engelleyecek önlemleri almamaları gerekçesiyle hükümeti devirir. 11 ilde sıkı yönetim ilan edilir ve öğrenci liderleri, aydınlar, gazeteciler ve önemli yazarlar da dahil olmak üzere yüzlerce kişi polis tarafından gözaltına alınır. Suat Derviş’ de bu isimler arasındadır.

Son yıllarında, kötü sağlık koşullarında bile, gözaltı ve suçlamalarla, politik işkenceyle başa çıkmak zorunda kalır. Bir yıl sonra 23 Temmuz 1972’ de, İstanbul’da vefat eder.

Hüsniye Balkan