“Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış.
Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka, bebeği onun yerine aramayı teklif etmiş, ertesi gün aynı
noktada buluşmak üzere sözleşmişler.…
Bebeği bulamayan Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış,
buluştuklarında mektubu kendisine okumuş:

‘Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa
çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.’

Content/images/01725af2-8795-456f-9599-c39615c92908.jpg

Bu, birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda
sevgili oyuncak bebeğin hayâlî maceralarını, özenle yazdığı
mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş…
Derken, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza
bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, kendi bebeğine hiç benzemeyen
bu oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not
küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: ‘Yolculuğum beni çok değiştirdi…’
Uzun yıllar sonra, artık yetişkin biri olan küçük kızımız, gözü gibi
baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine
sıkıştırılmış bir mektup bulmuş.

Content/images/3835ff11-04df-4c43-9cdb-4d060795a89e.jpg

Kısaca şöyle yazıyormuş:

‘‘ Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir sûrette geri dönecek. ”