22 Ağustos 1926’ da Mersin’ in ilçesi Tarsus’ da dünyaya geldi Ümit Yaşar.  Akdeniz çocuğuydu ve bu sıcakkanlı özelliği şiirlerine de yansıdı.

“ Günlerim ne iyi geçti Mersin' de

Alabildiğine deniz, sonra sen

Karanlık gecelerin ötesinde

Tek sevgili, yine tek hatıra sen

 

Unutulur mu derin şafaklarda

Seninle geçen mesut dakikalar

Birer şarkı gibiydi dudaklarda

Güneşler, yıldızlar ve şahikalar

 

Böyle de olsa, gönlümce de olsa

Seninle geçen her an dünyaya değer

Sabah da, akşam da, gece de olsa

 

Bir daha dünyaya gelirsem eğer

İsterim ömrümün her senesinde

Günlerim hep böyle geçsin Mersin'de ”

Content/images/eaac3a6e-1740-430c-ade5-42d3cab20709.jpg

Ümit Yaşar denince, şiir seven herkesin aklında az-çok bir fikir canlanır. Aşkın, ayrılığın, daha çok ölümün ve İstanbul’ un şairidir Ümit Yaşar.  Aşık olan herkes şiirlerinde kendinden bir şey muhakkak bulur. Kimilerine şiiri sevdirendir Ümit Yaşar. Ancak dikkatli olmak gerekir fazla Ümit Yaşar şiiri okumak, insanda hayli melankolik bir etki bırakabiliyor.

Ümit Yaşar’ ın kazalar ve hastalıklarla geçen çocukluk ve gençlik yılları, hayatın doldurulması gereken bir çile olarak görmesini sağlamış, birçok defa intihar girişiminde bulunmuştur. 

Content/images/e99d3379-7000-4eb3-a831-9e8d21aacec3.jpg

Liseyi bitirir bitirmez Osmanlı Bankası’ nda işe başlayan Ümit Yaşar; sonrasında İş Bankası, Yapı Kredi, Akbank gibi bankalarda önemli mevkilerde çalıştı. Mesleğinin 30. Yılında emekli olmaya karar verdiğinde şair olmaya karar verdi ve artık içinde tutamadığı dizeleri kağıda dökmeye başladı.

Ümit Yaşar, aslında 9–10 yaşlarında kendisi küçük ama kalbi kocaman bir çocuk olarak, anne babasının da teşviğiyle şiire heveslenmişti. Annesi dönemin ünlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’ in tüm şiirlerini ezbere bilirdi ve babası da onu evin ikinci adamı olarak görüyordu. Duvarda ünlü şairin çerçeveli bir fotoğrafı dahi vardı ve evden şiir sesleri eksik olmazdı. Böyle bir evde yaşıyorken Ümit’ in şairliğe soyunmaktan başka yolu yoktu.

Content/images/ed18983f-9ce8-4020-a6ac-c8193e6a36b3.jpg

Hayatı şiir olan Ümit Yaşar, 22 yaşında evlenmesi üzerine şu dizeleri yazmıştır:

“ Yaşı varır yirmi ikiye

İçkiyi, sigarayı, kadını öğrenir

Çöker omuzlarına maişet derdi

Gece gündüz şiir yazar bir yandan

Yazar ya…

Kavak yelleri eser başında

Değmez ayakları yere bir türlü

Bu arada evlenir nasılsa

Çoluk çocuk sahibi olur

Olur ya… ”

Eşi Ulufe Oğuzcan ile Ümit Yaşar Oğuzcan’ ın Vedat ve Lütfü adını verdikleri iki oğulları oldu. Yaşamdan çok ölümü seven ve sık sık bunu dile getiren Ümit Yaşar’ ın ailesi bu duruma fazlasıyla üzülüyordu hatta oğlu Vedat’ ın psikolojisi o kadar bozulmuştu ki babasına intiharın nasıl edileceğini bile öğretmişti. 

Content/images/574390b1-722c-471b-91da-5cb71e58c005.jpg

Vedat henüz 18 yaşındayken bir fincan kahve ve ardından bir fincan da konyak içip bedenini Galata Kulesi’ nin tepesinden boşluğa bıraktı. Gencecik bedenini bu şekilde ölüme sürüklemek babasına verdiği en büyük cezaydı. Sürekli intihar denemeleri yapan Ümit Yaşar’ ın oğlu, hayatını kendisi sonlandırmıştı.

Bir rivayete göre bir de not bırakmıştı giderken babasına: ‘’ Baba, intihar öyle edilmez, böyle edilir… ’’

Ümit Yaşar’ ın Vedat’ ın ardından yazdıkları

“ Açarken ufkunda güller alevden

Çıktı her günkü gibi gülerek evden

Kimseye belli etmedi içindeki yangını

Yürüdü kendinden emin, sonsuzluğa doğru

Galata Kulesi’ nde bekliyordu ecel

Bir fincan kahve, bir kadeh konyak

Ölüm yolcusunun son arzusu buydu

Bir adam düştü Galata Kulesi’ nden

Bu adam benim oğlumdu. ”

Content/images/c8b2cc05-a18e-4b98-8c0c-6fd5e8bc7985.jpg

Oğlunun bu acı vedasından sonra bozuk olan psikolojisi daha da bozulmuştu. Kendisi yüzünden kendisinin yapamadığını çok sevdiği oğlu yapmıştı ve artık Vedat yoktu. Bundan sonra yazacakları ölüm ve acı temalı olacaktı. Bugüne kadar ölüm arzusuyla yaşadığı hayatının geriye kalanını onu yaşarken öldürmüş gibi yaşayacaktı artık.

Content/images/8b96de83-0173-4933-ade8-73e16bf27cf3.jpg

Ümit Yaşar Oğuzcan, 4 Kasım 1984’ te çok istediği ölüme kavuştu ve bu dünyadan birçok güzel şiir bırakarak ayrıldı.

Şairin sevdiğim o kadar çok şiiri var ki, ancak hepsini yazamayacağım için en sevdiklerimi sizinle paylaşıyorum.

ESMER

“ Esmeri hüzzam makamında seviyorum

Bir kemanın telleri inliyor içimde

Bir kadın ut çalıp şarkı söylüyor

Sevdalı sesiyle çok dokunaklı

Esmerle göz göze geliyoruz

Ben ürpertiler içinde tutkun, isimis

Oysa korkulu düşler içinde ağlamaklı ”

 

SENİ DÜŞÜNÜYORUM

“ Şimdi seni düşünüyorum, biliyorsun
Aklıma ellerin geliyor önce 
Yağmurlu bir gün hatırlıyorum
Islanmış bir serçe kuşu hatırlıyorum
Durup durup ölümü hatırlıyorum
Alnıma bir ışık vuruyor karanlıkta
Sonra alabildiğine bir sessizlik başlıyor
Alabildiğine bir deniz
Alabildiğine kum
İçim ürpertilerle dolu
Karanlık denizlerin ortasında
Seni düşünüyorum.... ”

 

ACILAR DENİZİ

“ Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime

  Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını

  Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle

  Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

 

  Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma

  Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek

  Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını… ”

  Sevgiler,

  Hüsniye Balkan