Günlerden bir gün Zeus, oğlu Hermes ile kılık değiştirip, Olimpostan aşağı inerek, eski Frigya bölgesinde( Ege bölgemizin iç kısımları, Güney Marmara ile İç Anadolu Bölgemizin batısı arasında kalan eski yerleşim alanı) dolaşmaya çıkmışlar. Amaçları insanları sınamak, birbirlerine karşı yaklaşımlarını ve sahip oldukları zenginlikleri nasıl değerlendirdiklerini daha yakından görmekmiş. Bu iki yolcuya kimse gereken ilgiyi göstermemiş, güler yüzle davranmamış, misafir olarak kabul etmemiş, selam bile vermemişler. 

Content/images/7b707503-1324-4ac5-9fae-6232b6106514.jpg

Sadece yaşlı Philemon ve karısı Baucis kıt kanaat geçinmelerine karşın onları evlerine davet ederek, dostça karşılamışlar. Kim olduklarını bilmeden, bu değerli misafirlerin önlerine sıcak çorbalarını getirmişler, sofralarını paylaşmışlar. İki misafir zengin komşularının soğuk ve umursamaz davranışlarına karşın, parasal açıdan yoksul, ancak sevgice varsıl bu iki güzel insanın içten ve şirin davranışları karşısında çok etkilenmişler. 

Content/images/0a29ae4c-b71d-4d89-af1c-d29169f49e47.jpg

Zeus ve Hermes “ Bizler ölümsüzlerdeniz, siz ölümlülerin arasına girerek sizleri sınavdan geçirmek istemiştik. Bu sınavı sadece siz kazandınız. Diğerleri ise bencillikleri, taş kalplilikleri ve saygısızlıkları nedeniyle bu sınavı kaybettiler. Tabii ki sapla samanı ayıracağız. Biz şimdi gidiyoruz, siz ikiniz de bizim ardımızdan gelin.” demişler. 

Content/images/16203488-8619-446d-90a5-77630aada08d.jpg

İki yaşlı insan bu sözler karşısında şaşkına dönmelerine rağmen, bu iki yabancıyı izleyerek, düşe kalka dağ yolundan yukarıya çıkmaya başlamışlar. Bir parça soluklanmak için durdukları anda, büyük bir gürültü ile yerlerinden sıçramışlar. Sesin geldiği yöne baktıklarında daha önce evlerinin bulunduğu toprakların su altında kaldığını, evlerin yıkıldığını, insanların ne olduğunu anlayamadan boğulduğunu üzüntü içinde görmüşler.

Content/images/b3c51abd-416f-4ac6-aac3-9718cf8dcc54.jpg

Bir süre sonra baraka şeklindeki kendi evlerinin, mükemmel bir yapı haline geldiğini görmüşler. Zeus bu yardımsever insanlara dileklerini sormuş. Onlar da doğup büyüdükleri topraklardan uzaklaşmak istemediklerini, bu kutsal yapının koruyuculuğundan başka bir şey istemediklerini ifade etmişler.

Zeus da bu dileklerini kabul etmiş. Aradan geçen yıllar boyunca birbirine sevgi ile davranmaya devam eden bu iki insan doğal olarak daha da yaşlanmış.

Content/images/a8d91577-20f1-4178-9ebb-89260e72588d.jpg

Philemon gençliklerinden bu yana yaşadıkları tatlı anılardan bahsederken, karısı Baucis’ in yüzü, elleri ve tüm vücudunun değişerek, saçlarından yaprakların, parmaklarından dalların, ayaklarından da köklerin çıktığını görerek hayrete düşmüş. Aynı görüntüyü Baucis’ de sevgiyle bağlandığı kocası Philemon’ da görmüş. Birbirlerine gülümseyerek, veda etmişler aynı anda, birbirlerinden ayrı kalmadan tam bir ağaca dönüşmüşler.

Content/images/86b28fa6-054c-4016-ae62-5d6f49c3b1a6.jpg

Baucis sıcak kış günlerinde içimizi ısıtan ıhlamura; Philemon ise gölgesinde sıcaktan korunduğumuz meşe ağacına dönüşmüş ve insanlara faydalı olmaya devam etmişler.

 

Kaynak : https://frpnet.net/Inn-Of-FrpNet/viewtopic.php?t=1959