‘’ Kimilerince devlet yönetiminde zafere giden her yolun mübah olduğunu savunduğu için eleştirilen, kimilerince de siyasal bir başyapıt olarak sayılan Prens, devlet yönetme sanatı ve siyaset etiği üzerine yazılmış en etkili eserlerdendir. Prens’ in kaleme alındığı dönem İtalyan Rönesansı’ na denk gelmektedir. Sanatta, bilimde ve edebiyatta büyük bir dönüşümün yaşandığı bu dönemde Katolik Kilisesi’ nin etkisi azalmış ve Avrupa’ da modern devlet kavramı yeşermeye başlamıştı. Bu coğrafyada Venedik, Floransa, Pisa, Cenova gibi bölgeler birbirinden bağımsız kent devletleri haline gelmişlerdi. Prens, bu döneme ilişkin devlet yönetme sanatına yeni bir bakış getiren çalışma olarak tanındı. Günümüzde de ışık tutan Machiavelli’ nin bu yapıtı, siyaset felsefesinin temel metinlerinden biri olarak kabul edilmektedir. ‘’ tanıtım bülteninden

Content/images/142f8cb4-235d-451f-b4f2-fe6060f86b09.JPG

Machiavelli, Prens adlı eserini yazarken; yurttaşlarına sanki şöyle diyordu: bu eseri iyi okuyunuz. Eğer başınıza bir efendi getirecek olursanız, o size bu kitapta resmettiğim gibi.

’ Bu eser kesinlikle edebi bir eser değildir. ‘’derken günümüzde dünya klasikleri arasına girebileceğini pek hesaba katmamış Machiavelli. Ben, eserin bu kadar değer görmesini Machiavelli’ nin kullandığı yalın dile bağlıyorum. Kitaba sadece Prenslerin el kitabı olarak bakmak yanlış olur. Çünkü içinde; günümüz politikacıları için, iş yerlerinde büyük ya da küçük insan gruplarını yöneten kişiler için ve birey olarak sosyal ilişkilerimizde kullanabileceğimiz tarzda birçok tüyo mevcut. Keskin çizgileri olan, insanlar-yöneticiler gerçekten bu kadar gaddar mı olmalı? dedirten tarz tavsiyeleri olan kitap, aslında bir o kadar da dürüst yaklaşımı ile dikkatimi çekti.

Çakalların, kurtların kol gezdiği bir dünyada nasıl başarılı olunabileceğini çok iyi bir şekilde resmeden Prensi okurken; yazarın hem o dönemin hem de daha önceki dönemlerin tarihi olaylarından fazlaca faydalanıldığını görebilirsiniz. Bu kitap, okurları için başarılı bir araştırma ve inceleme kitabıdır. Tarihin tozlu sayfalarında iki- üç kelime ile yer verilmiş başarıların, aslında ne nasıl yapıldı da bu başarılara ulaşıldı, detaylı açıklaması yapılıyor. Tabi bu da başarılı olmak isteyen kişiler için kitabı başucu kitabı haline getiren özelliklerinden bir tanesi oluyor. 

Content/images/bf0d1bec-75db-4ecc-b0c1-24c892e89385.jpg

Başarıya ulaşabilmek için her yol mubahtır söylemi gerçeklerle yüzleşmemizi sağlıyor. Bunun için dini kullan ve öyle olmasan bile dindar ol, düşmanlarını besle ve sonra yok et, böylece kahraman ol, gerekiyorsa efsaneler uydur.

Belki bu kitabı okurken çokça sinir bozucu ifade ile karşılaşabilirsiniz fakat düşündüğümüzde gerçekler bazen sinir bozucu olabiliyor diyoruz ama, kadınlar ile ilgili kullanılan özellikle kitabın sonlarındaki bir ifade gerçekten sindirilebilecek tarzda değil.

‘’ Talih kadına benzer, gerekirse sopayla kontrol edilmeli! ‘’

Kitabın yazıldığı dönemdeki insan ve kadın haklarını göz önünde bulundurarak bu ifadeyi öylece rafa mı kaldırmalı ki? Bilemedim doğrusu…

Yazılacak o kadar çok şey var ki bu kitap hakkında, kitabı henüz okumamış olanlar için fikir vermesi için birçok değerli ve ilginç bulduğum alıntıları dikkatle okumanızı öneririm. Prens hakkında fikir oluşturmak adına faydalı olacağını düşünüyorum.

Content/images/23332a0b-906f-4caf-a3fe-bf52e6a635c8.jpg

*Bir değişim, daima başka bir değişimin oluşumuna zemin hazırlar.

*Başkalarının silahları sana uymaz, ya sana ağır gelir ya da vücudunu sıkar.

*Herkes seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler.

*Çok fazla güven, insanı vurdumduymaz, çok fazla güvensizlik ise çekilmez, hoşgörüsüz hale getirir.

*…insanların ortak kusurudur bu: iyi havada fırtınayı hesaba katmamak.

*Güçlü ve cesur bir prens, halkına kimi zaman kötülüğün uzun sürmeyeceği umudunu, kimi zamansa düşmanın zulmünün korkusunu vererek, sonra da fazla küstah olduğunu düşündüğü kişilere karşı kendisini usta bir biçimde koruyarak tüm bu tehlikelerin üstesinden gelecektir.

*Sevilmekten çok, korkulmak daha güvenli olacaktır. Çünkü genel olarak söyleyebiliriz ki insanlar nankör, değişken, iki yüzlü, korkak, açgözlüdür ve siz başarılı oldukça tamamen sizin tarafınızdadır.

Content/images/a48e8e9e-602b-4a56-aedd-59d6c99967f0.JPG

*Devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde çabuk iyileştirilirler; ama bu hastalıkların görülmesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda, artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.

*Çünkü yenilik yapana, eski sitemden kazancı olan herkes düşman olur.

*…insanlara ya iyi davranmak ya da onları ortadan kaldırmak gerekir; çünkü insanlar kendilerine verilen hafif zararın intikamını alırlar ama ciddi zararın intikamını alamazlar; dolayısıyla bir insana zarar verirken, ileride intikam almasını imkansız kılmak gerekir.

*Çünkü üç çeşit zeka vardır. Biri kendiliğinden anlar, öteki başkalarının kendisine anlattıklarını anlar, üçüncüsü ise ne kendiliğinden anlar ne de başkalarının anlattıklarından. Birincisi çok değerli, ikincisi sadece değerlidir, üçüncüsü ise bir işe yaramaz.

*Eğer zorluklar uzaktayken önceden sezilirse çaresi kolaydır fakat yaklaşması beklenirse tedavisi gecikmiş olur.

*Bir başkasının yükselmesine sebep olan kendi sonunu hazırlar.

*…parayla satın alınan dostluklar, karşılıkları ödenmiş olsa bile, kazanılmış dostluklar değildir ve gerekli oldukları zaman onlardan yararlanılmaz.

*Deneyimlerden biliyoruz ki pek çok komplo olduğu halde, bunlardan çok azı başarılı olmuştur. Çünkü komplo tek başına hazırlanmıştır. Komployu hazırlayan yalnız değildir; yanına memnuniyetsiz olduklarına inandığı kimseleri almıştır. Ama bu planı hoşnut olmayan birine açmak, ona hoşnutsuzluğundan kurtulma fırsatı vermek anlamına gelir. Bu kişi bu sırrı açığa vurabilir, bu yolla kazançlı çıkacağım düşünebilir. Diğer yandan gizliliği koruyorsa seninle bu riskli yola çıkması için ya çok sıkı dostun ya da prensin daimi düşmanı olmalı.

Content/images/dfc29eb3-05cd-4f23-be91-8b0501b4d0ae.jpg

*Bir hükümdar gaddar, zalim, cimri ve yalan söylüyor olabilir fakat aynı zamanda bunları yaparken insanlara merhametli, cömert ve sözünün eriymiş gibi görünmelidir ve iktidar daima kötü yanlarını başkalarına yıkmalı iyi olanları kendisine ait gibi göstermelidir.

*Hiçbir şey gücünü kendinden almayan bir iktidarın saygınlığı kadar değişken ve gelip geçici değildir.

*...her kim ki, Türk' e saldıracaksa, karşısında birlik halindeki insanları bulacağını ve karşı taraftaki bölünmelerden çok kendi gücüne güvenmesi gerektiğini bilmelidir.

*Türk monarşisinin tamamını tek bir kişi yönetir; ötekiler onun kullarıdır; hükümdarlığını sancaklara bölmüş olup bu sancaklara çeşitli yöneticiler gönderir ve onları canı istediği gibi değiştirir, yerlerine başkalarını atar. Ama Fransa kralı, o devlette uyruklarınca bilinen ve sevilen birçok köklü soylu arasında yer alır: Bu soyluların mirasa dayalı ayrıcalıkları vardır, kral kendini tehlikeye atmadan bu ayrıcalıkları onların elinden alamaz. Bu yüzden, bu iki devleti göz önünde bulunduran birisi, Türk’ ün devletini ele geçirmenin zor olduğunu, ama bir kez ele geçirdikten sonra elde tutmanın çok kolay olduğunu görecektir. Buna karşılık, bazı açılardan Fransa Krallığı’ nın daha kolay işgal edilebileceği, ama elde tutmanın çok zor olduğu görülecektir.

*Bir yöneticinin zekasını belirlemenin ilk yolu; etrafındaki insanlara bakmaktır.

Content/images/2849f656-c0bb-43fc-b774-8ddf09c4ec3f.jpg

*İnsanın nasıl yaşadığı ile nasıl yaşaması gerektiği arasında o kadar büyük bir fark vardır ki ne yapılması gerektiğini düşünürken ne yapıldığını göz ardı edenler kurtuluştan ziyade mahvolmayı öğrenir, çünkü daima iyi olmak isteyen bir insanın iyi olmayan bu kadar çok insan arasında mahvolması kaçınılmazdır.

*İnsan kime benzemek istiyorsa onu örnek alır ve yönünü ona göre belirler. Ama aslında tam olarak hiç kimseye benzemeyiz; O nedenle kendi yönümüzü belirlemeli ve o yönde cesur adımlar atmalıyız. Buna rağmen İnsan kendi yetenekleri ile büyük adımlar atamıyorsa o durumda birilerini örnek almalı ve ona benzemeye çalışmalıdır.

*... ve her zaman iyi bir insan olarak tanınmayı isteyen kişi, kötü insanların arasında yok olmaya mahkumdur."

*Yeni iyiliklerin, büyük kişilere eski haksızlıkları unutturacağını sanan aldanır.

*İyi olmalarını gerektiren bir durum olmadıkça insanlar her zaman kötü kimliklerine bürünerek karşına çıkarlar.

Content/images/65db81e0-4642-4c4f-906a-a08d25804980.png

*Alt tabakadan ve basit biri olduğum halde, prenslerin yöntemlerine dair kurallar koyma ve söylevde bulunma cüretini gösterdiğim için haddini bilmezlikle düşünülmek istemem. Nasıl ki manzara resmi yapanlar dağların ve yüksek yerlerin en iyi görüntüsünü elde
etmek için alçak yerlere iniyorlarsa ve alçak yerleri resmetmek için yüksek yerlere çıkıyorlarsa, buna karşılık, halkların yapısını anlamak için prens olmak, prenslerin yapısını anlamak için de halktan olmak gerekir.

*Bütün devletlerin sahip olması gereken başlıca temeller, iyi yasalar ve iyi bir ordudur.

*En iyi tilki olabilen hükümdar en iyi sonuca ulaşmıştır. Hükümdarın ro­lünü çok iyi oynaması, gerçek amaçları konusunda açık vermemesi gerekmektedir. İnsanlar o kadar basit ve şartların gereklerine uy­maya o kadar alışkındırlar ki al­datmak isteyen biri mutlaka alda­nacak birini bulur.

*Kimi insanlar başkalarının yanlışlarını cezalandırmaktan çok bizzat kendileri yanlış yapmamak konusunda daha duyarlıdır.

*Cömertlik kadar kendini çabucak tüketen başka hiçbir şey olamaz. Cömert davrandığın sürece cömertlik yeteneğini kullanmaz, kaybedersin...

*...Romalılar, çok uzaktayken sıkıntıları önceden görüyorlardı ve böylece her zaman onların üstesinden geldiler... " Zamana bırak! " özdeyişine kulak asmadılar. Çünkü zaman, önü sıra her şeyi aynı şekilde getirir; kötülüğü de iyiliği de.

Keyifli okumalar,

Meral Benimser