Gabriel Garcia Marquez, 20. Yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak nitelendirilmektedir. 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.

En iyi bilinen romanları; Yüzyıllık Yalnızlık, Başkan Babamızın Sonbaharı, Kırmızı Pazartesi ve Kolera Günlerinde Aşk’ tır.  Kitaplarında genellikle kurgusal bir köyü anlatır ve çoğunda yalnızlık teması işlemiştir.

2015 yılında The Washington Post’ un bulduğu arşivlere göre; FBI 24 yıl boyunca Marquez’ i takip etmiştir. Bunun sebebi olarak yazarın, Kübalı haber ajansı Prensa Latina’ nın kuruluşuna yardımcı olması gösterilmiştir.

Yazarın on beş kitabı Türkçeye çevrilmiştir. İşte bu kitapların sekiz tanesinden sizler için seçtiklerimiz…

Keyifli okumalar…

Content/images/04a6038c-cbff-4d1e-9b19-9917d307a0b6.jpg

-Belki de Tanrı, seveceğimiz kişiyle tanışmadan bizi yanlış kişilerle tanıştırıyor. Onu tanıdığımızda daha da mutlu olmamız için…

-Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.

-İnsanlar plan yapar ve Tanrı onlara güler.

-İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.

-Kötülük dünyada değil, kişinin yüreğindedir.

-Öyle güzel gülmelisin ki insanlar seni ağlatmaya utanmalı.

-Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin…

-Akıttığın gözyaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından…

-Bir insanın göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabilmelisin.

Content/images/c9fbc751-13fa-4723-b702-c306b707917b.jpg

-Gitme zamanı gelmişse “ Dur!” demenin, zaman geçmişse “ Dön!” demenin ve aşk bitmişse                  “ Yeniden” demenin hiçbir anlamı yoktur.

-“ Umut karın doyurmaz.” dedi kadın.

“Karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar.” diye yanıtladı Albay…

-Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.

-…şöyle diyordu: “ Hatırlarsan gözlerine hiç bakmadım. Aşık olmaktan korkmaya başlayan bir erkeğin sırrıdır o.”

-İnsanlar bir kere doğmazlar. Bu iş annelerinin onları doğurduğu gün bitmez. Fakat hayat yeniden ve yeniden onları kendilerini doğurmaya mecbur eder.

-Ne yaparsan yap, bu yıl ya da yüzyıl içinde bir gün sonsuza dek öleceksin.

Content/images/eaddaa7d-c581-41d8-91c5-878c26bf8012.jpg

-“ Yaşlandık bile! ” diye iç geçirdi. “ Sorun şu ki, insan öyle olduğunu kendi içinde hissetmiyor ama dışarıdan bakınca herkes bunu görüyor. “

-Kimi ne kadar düşünürsen düşün; “ Düşüncelerin en derini, başını yastığa koyduğun an başlar.”

-Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar.

- Annesi tek bir sözle onu susturmuştu: “ Aşk da öğrenilir.”,

-Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme!

- “ Yüreğini kolla Aurelino !  Ölmeden çürüyorsun…”
-Sanırdınız ki, gündür akşama kadar dokuyor, dokuması bitmesin korkusuyla da gece sabaha kadar söküyordu. Bu işi yalnızlığı unutmak için değil tam tersine yalnızlığı yoğunlaştırmak için yapıyordu.

-Yeniden yaşanamayacak  ve açıklanamayacak bir duyarlılıkla dolu anlar vardır.

Content/images/bd3f4878-4273-44fc-93e5-01037e5328cf.jpg

-Herkese aynı hakları veren sosyalizm, olasılıkları genişletmekten başka bir işe yaramamıştı.

-Çok küçük yaşlarımdan beri okula gitmek için eğitimime ara verme zorunda kalmışımdır.

-Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil ölebileceği zaman ölür.

-Hiçbir şey ölümünden daha çok benzemez insana…

-Hiç şaşmaz yüreği, ona karanlıkta yol gösteriyordu.

-Ama o, bir uçurumdan atlamıştı. Ardından gelen uçurumlardan korkmuyordu artık.

-İnsan sezgisiyle daha iyi ayırt edebildiği şeyleri gözleriyle görmeye çalışarak yanlışlara düşmeye başladı.

Content/images/a5da1770-5ca8-4eb5-8c7f-d201123e5e2b.jpg

Alıntı yapılan kitaplar:

Yüzyıllık yalnızlık

Benim Hüzünlü Orospularım

Kırmızı Pazartesi

Kolera günlerinde Aşk

Yaprak Fırtınası

Albaya Mektup Yok

Anlatmak için yaşamak

Doğu Avrupa’ da Yolculuk

 

Meral Benimser