George Orwell’ in çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtı Hayvan Çiftliği, 1940’lı yıllardaki reel sosyalizme, Stalin Dönemine ve çarlık devrimine eleştiri niteliği taşıyan bir başyapıttır.

Sorgulamadan inanan, kabullenen insanlara direkt eleştirilerin bulunması, sadece sistemi eleştirmediğini hissettiriyor okuruna.

Content/images/cca0b8d9-461c-4568-a044-2cb2742d809a.jpg

Sistem her ne olursa olsun onu yöneten ve yönetilenler bizleriz. İnsanların içinde barındırdıkları kötülükler açığa çıktığında sistemin de pek bir önemi kalmıyor.

Eğer sizlerin de sosyalizm, komünizm, Rus Devrimi, Stalin vs. hakkında yeteri kadar bilginiz yoksa ( benim öyledir.) bu kitapla birlikte bu tarz tarihi bilgileri araştırma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Kitapta bu konulardan bahsedilmiyor. Bu konular eleştiriliyor. Hem yönetenler, hem yönetilenler…

Kitabın tarzına “ roman a clef ” deniliyormuş. Yani gerçek olay ve kişilerin kılık değiştirmiş halde anlatıldığı roman türü.

Content/images/827dcfdc-c04a-4155-a2bb-24d95dffe5c1.jpg

Bu yüzden olsa gerek çiftlikte yaşayan ve çalışan kişiler hayvandır. Hayvanlar günün birinde kendilerini sömüren insanlara karşı başkaldırarak çiftliğin yönetimini ellerine geçirirler. İçlerinde en akıllıları olan domuzlar yönetimi kısa sürede ele geçiriyorlar ve amaçları daha eşit bir toplum yaratmak!

Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı’ dır. Ama bu peri masalı çocukları eğlendirmek için değil, büyükleri düşündürmek için yazılmıştır. Harika, sade bir dille yazılmış olan bu kitabı herkesin en kısa sürede okuması gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın en güzel cümlesidir :

Content/images/34badef7-8140-44fb-a234-55796edc5660.jpg

“Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir. ”

Hayvanların yönetimi ele geçirdikten sonra belirledikleri yedi emirden biri olan  “ Bütün hayvanlar eşittir.”  gücü ele geçirmiş olanların kendi çıkarları doğrultusunda, kendi doğrularını baskıcı bir şekilde kabul ettirmelerinin belgesi haline dönüştürülüşüdür bu cümle.

“ Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir! ”

Kitabı okuduktan sonra Nazım Hikmet’ in Dünyanın En Tuhaf Mahluku adlı şiiri gelmişti aklıma. Bu arada tekrar hatırlamakta fayda görüyorum.

Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi

Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun kardeşim.

Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen.

Ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

Ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat SENİN!

Demeğe de dilim varmıyor ama- kabahatin çoğu sensin, canım kardeşim. ( 1947 -  Nazım Hikmet )

Content/images/689a3680-30f8-4eb3-86e8-baf88cdf115f.jpg

“ İnsan  üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlayamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir…”

Content/images/1089095f-bca8-4677-b124-0caa6cd224aa.jpg

George Orwell hakkında:

20.yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasındadır. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanı ve bu romanda yarattığı Big Brother kavramı ile tanınır. Eserlerinde yer alan netlik, zeka, sosyal adaletsizliğe karşı farkındalık ve totalitarizme karşı duruşu onun imzası niteliğindedir.

Eserlerinden bazıları:

Paris ve Londra’ da Beş Parasız

Papazın Kızı

Zambaklar Solmasın

Daralma

Hayvan Çiftliği

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Faşizm Kehanetleri

Keyifli Okumalar,

Meral Benimser