Yazarın anlatımındaki doğallık, sadelik sayesinde bir çırpıda okuyacağınız güzel bir roman.

Kumru, köyünde dünyadan bi haber saf ve temiz yaşantısına devam ederken, büyümeye, serpilmeye başladığında, görücü usulü köylüsü Haydar ile evlendirilip İstanbul’a gelin gidiyor. Küçük bir kapıcı dairesinde kendi dünyasında yaşarken geçim sıkıntısından biraz kurtulabilmek için evlere temizliğe gitmeye başlıyor. Bu evlerden birinde, hayatındaki değişimde kendisine örnek alacağı Tuna Hanım ile karşılaşıyor ve aralarında bir arkadaşlık başlıyor.

“Tuna Hanım, neden kitap okuyorsun ki? Hâlâ okula gitmiyorsun ya?” diye sordu.
Tuna Hanım şaşkınlıkla yüzüne baktı.
“Ne demek istiyorsun yani?” dedi. “İnsan yalnız okula gittiği için mi okur?”
“Başka ne için okusun ki? Sen evlenmişsin, kocan var, evin var, her şeyin tamam.”
Tuna Hanım bunu hiç düşünmemişti.
“Başka ne için mi?” dedi, dalıp gitti bir süre, sonra gülümsemeye başladı, “Olduğum yerden başka yerde olmak için,” diye ekledi.

Content/images/1a92ec49-1875-4e5a-96b3-789dbe553944.jpg

Tuna Hanım' ın evine temizliğe heyecanla giden Kumru’ nun içindeki tutku gitgide alevleniyor ve ilk önce bu evdeki büyük, içi dolu buzdolabına sahip olmayı istiyor. Tek hayali bu oluyor ve sonunda vestigosuna kavuşuyor. Daha sonra Kumru durmuyor, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, araba… istekleri hiç bitmiyor ve sahip olduğunda hevesi geçiyor ve sahip olduğu şeylerden pek mutlu olamadığını fark ediyor.

Tahsin Yücel bu romanında, eşyaların insanlara hükmetmesini ve bunun sonucu olarak kendilerinden uzaklaşma sürecini trajikomik bir şekilde kurgulayarak gözler önüne seriyor.

 Bir zamanlar,  "Çöp! Çöp! Çöp!" diye söyleniyordu. Bu çöp bolluğuna, bu büyük kent insanlarının çöp üretme yeteneğine şaşırıp kalıyordu. "Pırıl pırıl cam şişeleri bile çöpe atıyor bunlar! Bu kadar çöp nereye sığar ki? Yarısı çöpçü de olsa, çöplerinin altında boğulacaklar sonunda! " diye düşünüp, şaşıran Kumru, metalaşmış düzene sıkıca bağlanarak, kendi öz değerlerinden nasıl uzaklaştığını fark edince, bu yıkıcı değerlerle dolu dünyasında yavaş yavaş boğuluyor.

Content/images/5f936b95-055f-40c3-b00a-20025c142cca.png

İnsanın maddenin elinde yok oluşunun hikayesidir Kumru ile Kumru. Tahsin Yücel’ e ait bir kitap okuyup beğenmeyeceğinize hiç ihtimal vermediğim için rahatlıkla okumanız için öneriyorum.

Yazar Hakkında:

17 Şubat 1933 yılında Kahramanmaraş' ın Elbistan ilçesinde doğan Tahsin Yücel, Galatasaray Lisesi ve sonrasında da İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Aynı bölümde asistan olarak başladığı akademik kariyerinde doktor, doçent ve profesör oldu. Üniversite yıllarında Varlık Yayınevi’ nde çalıştı.

Tahsin Yücel, edebiyat çalışmalarına öykücülük ile başladı. İlk öyküsü ‘’ Dert Çok, Hem dert yok’’ tur.

Türk edebiyatının en iyi, en kişilikli yazarlarından biri olması; anlatımındaki ustalık, kullandığı dilin akıcılığı ve yalın olması, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık sayesindedir. Yaşamı boyunca birçok ödüle layık görülmüştür. Eserleri ve çevirileri sayfalar dolusudur.

Eserlerinden bazıları:

Peygamberin Son Beş günü (1992)

Yalan (2002)

Kumru ile Kumru (2005)

Gökdelen (2006)

Bu kitabı okumama vesile olan Ece’ ye Sevgilerimle,

Meral Benimser