Bir yolculuk sırasında elimden hiç düşürmeden, ağlaya ağlaya okuduğum muhteşem bir kitap. Yokluğunun 79. yılında sen hiç olmasaydın diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım ve yıllar önce okuduğum bu kitap geldi aklıma. Sonra, varlığına şükrettim.

Bugünkü yazıma, yazar Cenkut Yıldırım’a sonsuz teşekkürlerimi sunarak başlamak istiyorum.

 ‘’Karabekir Paşa yutkunarak, 'Peki Mustafa Kemal Paşa'ya ne oldu?' diye sordu. Halil Çavuş artık gözyaşlarını gizleyemiyor, gökyüzünü yırtarcasına bağırıyordu. 'Kemal Paşa'yı vurdular, Kemal Paşa'yı vurdular!' Karabekir Paşa da oturduğu yerde buz kesmiş, gözyaşları içinde benzer şeyleri mırıldanıyordu. ‘’Mustafa Kemal'imi vurdular! ‘’

Bu kitabı okurken bende, Karabekir Paşa gibi yutkundum, düşündüm düşündüm… Sahi, Mustafa Kemal ve Cumhuriyet olmasaydı neler olurdu vatan topraklarında? İzmir işgal altında olsaydı, hala Osmanlı’nın idaresinde olsaydık ve Osmanlı İç Anadolu’da son vatan parçasının üzerinde, etrafı diğer dünya devletlerince zapt edilmiş bir şekilde varlığını sürdürseydi neler olurdu? Hayal etmesi bile çok kötü değil mi? Tüyler ürpertici…

Content/images/70d7297f-4cd1-4837-8f7e-09a38c568fad.jpg

Anadolu’ya sıkışıp kalarak yaşamak zorunda bırakılan, hiç bir söz hakkı tanınmamış, şanlı tarihi unutturulmaya çalışılmış Türkler ve Kürtlerin birlikte mücadele ederek tek yürek olmasını ve halkın yaşanan bu feci durum karşısındaki büyük mücadelesini öyle güzel kurgulayarak anlatıyor ki yazar…

Bu vatan topraklarında Mustafa Kemaller tükenmez diyerek ansızın kaymakam Kemal çıkıyor sahneye ve milli mücadele bu kez onun önderliğinde ‘’ Ya istiklal ya ölüm’’ diyerek başlıyor.

Content/images/d6232dfd-5750-42bc-ba30-2e81f06f652e.jpg

Tanıtım Bülteninden:

‘Kanımca, kazanımlarımızın farkında olmayan bir toplum olma özelliğimiz, eğitimimizle başlıyor. Bize okullarda 'yer çekimi olmasaydı', 'suyun kaldırma kuvveti olmasaydı' gibi kimi olgular ters-düz edilerek bir şeyler öğretilirken, 'Cumhuriyet'in kazanımları' ve ' Mustafa Kemal olmasaydı' gibi önemli sorular öylesine geçiştiriliyor. İşte bu kitabı yazarken farklı bir pencereden tarihi ters-düz ederek bunu anlatmaya çalıştım. Düşünün, hala Osmanlı'nın idaresi altında olsaydık ne olurdu! İzmir işgal altında olsaydı, Misak-ı Milli parçalansaydı, Karadeniz'de Lazistan, Pontus; Güneydoğu Anadolu'da Kürdistan, Ermenistan olsaydı, Osmanlı İç Anadolu'ya sıkıştırılmış bir devlet olsaydı ne olurdu? Ne olurdu? Bu sorunun cevabı benim hayallerim ve penceremden bu kitabın içerisinde. Kitabın içindeki diğer şey de, Yüce Ata'nın Gençliğe Hitabesi. Benim ancak otuz dokuz yaşımda anlayabildiğim; 19 Mayıs törenlerinde sıkça duyduğumuz, Gençliğin Ata'ya Cevabı ile karşılık verdiğimiz, çoğumuzun her satırını zihnine kazıdığı ama içindeki şifreyi bugün dahi pek anlayamadığı; Gençliğe Hitabe! Şu meşhur şifre kitapları yayınlana dursun, umarım Türk gençliği, Gençliğe Hitabenin içindeki şifreyi benim kadar geç anlamaz. Umarım şimdi ve gelecekte bu kazanımlara sahip çıkarlar. Dilerim bir gün birileri de o şifreyi bugünkü durumumuz ile kıyaslayan bir kitap yazar. Yazmazlarsa ben yazarım.’

Yazar     : Cenkut Yıldırım

BasımYılı : 2006

Yayınevi : Neden Kitap

Content/images/4d7d8bd8-612c-4eb9-860a-36b2219bb22c.jpg

Sabahlar, her zaman güzel değildir,
Her zaman ayrılık akşamla gelmez. 
Al atlar sırtında hoyrattır fecir, 
Hoyrattır, ne kalpler kırmıştır, bilmez.
Sabahlar her zaman güzel değildir.

Vakti, bir yerinden bölünce şafak 
İri ve rüyalı gözlerle müphem;
Nur olmuş içimde sanırım ak pak 
Ayrı bir mânada korktuğum adem,
Eski düşüncemde, rahat ve uzak.

Fethe çıkmış gibi duyarım birden
Eşsiz gururunu bir cihangirin.

Vehbi KIZILGÜN 

 

Content/images/98cb62d2-44e7-4cb9-a7fd-6798682f9b37.JPG

Sabahlar her zaman güzel değildir Atam! Bu sabah da güzel değil. Her yerde tarif edilemez bir hüzün hakim. Bu karşı konulamaz hüzne rağmen, seni daha iyi anlayıp, fikirlerini daha iyi benimsememiz gerektiği gerçeği bugün daha da çok hissediliyor.

Ulusça içinde bulunduğumuz mateme rağmen, fikirlerin doğrultusunda, ülkemiz için neler yapabiliriz sorusunun cevaplarını bulmak için daha da çok çalışmamız gerekiyor.

Gençliğe Hitabende, bize neler söylediğini daha sık hatırlamak zorundayız. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanımızda mevcut. Bize emanet ettiğin Türkiye Cumhuriyet’ine her zamanki gibi sahip çıkacağız. Biz senin yolunda ilerlerken, senin önünde kader mağlup, ölümsüzsün, sen hep yanımızdasın Atam…

Atamızı saygı ile anıyoruz.

10.11.2017

Meral Benimser