Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız Gülay Şahin kimdir?

1976 doğumluyum. 20 yıllık kurumsal bir iş hayatının ardından, şu anda NEFES’ e gönül vererek mucizelerimi yaşadığım için,  hala araştırmalarım ve uygulamalarım devam ederken, nefes koçluğunu sürdürmekteyim. Koç burcuyum. Evliyim ve 2 oğlum var.

Holoterapi nedir ve insan üzerinde nasıl bir etki yaratır?

Holoterapi kişinin bilinçaltında travmatik kalan blokajlarının kapısını açtıran bir nefes çalışması. 0-6 yaş arası aldığımız ve kütüphaneye kapattığımız her konu, durum, hal bizim bütün hayatımızı etkileyen yaşamımızdır. Bizim ileriye gitmek için, geçmişe giderek oraları temizlememiz gerekir. Holoterapi, bunu en güzel yapan ve arındıran dönüşüm çalışmasıdır. HOLO / bütünleşmek ve tamlanmak demektir. HOLOTERAPİ içerisinde dönüşümü, affetmeyi, kabul etmeyi, teslim olmayı ve izin vermeyi barındırır.12 ile 15 dakikalık hızlı ve agresif nefes çalışmasıdır.

Kişi, koçu olmaksızın nefes çalışması yapabilir mi? Zararları nelerdir?

Kişi, nefes çalışmalarını sadece nefes tekniklerini kendi kendine uygulayabilir. Bunu kitabımda da yazdım ve tüm kendi başlarına uygulanabilecekleri yazdım.  Teknikler 2 dakika ile 5 dakika arasında bir uygulamayı kapsadığından kişiyi anksiyete durumuna getirmez, gelirse de kendisi bırakır ve devam etmez.  Diğer tüm çalışmalar güvenli bir koç eşliğinde yapılmalıdır. Örneğin; Kişinin nefesi ters ise bilmeden kendini kapatabilir daha da rahatsız durumlara sokarak kilitleyebilir. Lütfen ama lütfen diyorum kişi bu konuda destek almak için iyice araştırıp, işin ehli bir koçun yardımı ile bu durumu deneyimlesin.

Nefes koçluğu yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Bu konunun tüm detayını Mucize Sensin isimli kitabımda anlattım. Kısaca söylemek gerekirse, Nefes Koçu olmaya gitmedim, işim devam ederken 12 yıllık panik atağım ve ilaç bağımlılığım sebebi ile artık diplerde gezerken bir nefes ihtiyacında, kendimi seanslarda ve nefes kampında buldum. Sonrası beni çok etkiledi, ilacı 12 yıldan sonra bırakmam, 32 yaşımda menapoza girip 34 de uygulamalarım ile kendimi çıkartmış olmam ve bir çok mucizelerimi yaşamış olmak beni hayat amacıma getirdi. Bu işi araştırmaya ve tüm eğitimleri almaya başladıkça şifa yolunda vesile olmanın beni en mutlu ettiğini hissetmenin tadı ile gerçek hayat misyonumu bulduğuma inanıyorum.

Bu konu ile az-çok bilgi sahibi olan herkes nefes koçluğu yapabilir mi? Nefes koçu olmak isteyenlerin izlemesi gereken yol nedir?

Önceliği kendi ile şifa bulmak olan herkes, yapabilir diyorum ben... Neden derseniz; kişi ancak yaşadığı ve mucizelerini kendi deneyimlediğini aktarabilir, anlatabilir ve hem öğrenir hem de öğretir. Zaten öğrenebiliyorsan öğretme yolunu seçersin. Kendi şifa yolunda kendi ile dönüşümünü seçen kişiler genelde bu yolda olmaya doğru gidiyorlar. Ben, en çok psikologların bu eğitimi de almalarını isterim. Duyguların adını ve eğitimini bilirken, kişinin blokajını belirlerken, onu bedenden de akıtmayı bildiklerinde ve uyguladıklarında kişi tamlanmış olur. Boşalan açıklığı kendi tamlanması ile doldurmak kişiyi dengeye ve huzura çeken yolun kendisidir. Az çok bilgi sahibi olanlar, nefes koçluğu yapamazlar hatta yapmasınlar, ciddi ve uygulaması çok fazla eğitimin yanında dediğim gibi önce kendi yollarını bulmak ve bilmek için gitsinler. Devamı gelecektir.

Bize ilgi alanlarınızdan olan parapsikoloji hakkındaki düşüncelerinizden bahseder misiniz?

14 yaşımdan beri spiritüel,  metafizik, parapsikoloji, psikoloji, kişisel gelişim ve ruhsallık alanında kitaplar okuyorum. Parapsikoloji türü okumalar kişiyi inisiye eden bilgi ve kayıt dolu kitaplardır. Kişi okurken bilgiyi alır kullanım hazır hale gelir, uygulama yapmazsa o enerji bedeni sıkıştırır, adım atacaksanız bu tür kitapları okuyun diyorum. Ve okurken peş peşe değil mutlaka ara verin ki aldığınız bilgiyi nadaslayın. Ben ruhsal kitaplarını çok seviyorum, çünkü biz bilge olarak doğuyoruz, bilgi kimsenin bize verdiği bir şey değil, sadece hatırlayanların edindiği zaten ortada duran bir kayıt. Parapsikoloji kişinin kendi ile çalışması ve hatırlama sürecini çabuklaştıran, uyanışı sağlayan dal diyorum.

Content/images/7a795ad2-92c6-488a-abf5-f7805404ed91.jpg

Osho’ yu ve kitaplarını neden bu kadar çok seviyorsunuz?

Kendisi mistik bir guru. Elimde 30 küsür kitabı olsa da aslen kendinin kaleme aldığı bir kitabı yok. Hepsi onun söylemleri, konuşmaları, uygulamalarını paylaştığı bilgilerin derlenmesi. Osho’ yu bir nehre benzetiyorum. Şimdi ve burada hep nefesinde olanlardandır. Nefesini fark ettikçe her blokajını temizlemiş ve hep anda, keyfine göre hareket halinde kalmıştır. Başkalarının ne dediğinden ziyade kendi sorgulamış ve kendi inancını kendi bularak hayatına devam etmiştir. Kendin olma yolunu açan bir felsefeci diyorum ben.

Bildiğim kadarıyla çok iyi bir okursunuz. Sizi en çok etkileyen kitaplar nelerdir?

Çok fazla var tabii ama en çok etkilendiğim kitapların başında Tanrılar Okulu kitabı gelir. Sevgili Stefano D'Anna, ruhu ışık olsun yirmi yılda kitabını yazmış olan Profesör hayatın anlamını ve anlamsızlığını, zamanı ve zamansızlığı anlatan bu tek kitapta bence koca dünyayı anlatmış.  George Ivanovitch Gurdjieff kitapları, sözleri benim için çok kıymetlidir. En doğru ve gerçek ruhsal öğreticilerdendir.  Diğer bir kitapta AYN RAND Hayatın Kaynağı ile Kurtlarla Koşan Kadınlar kitaplarını sayabilirim. Yalnız şu anda okuduğum Marcel Proust da eklemeden geçemeyeceğim. Muazzam.

Kitabınız “Mucize Sensin” ‘den bahseder misiniz? Sizi bu kitabı yazmaya iten sebep nedir?

Dört yıldır yazdığım bir dosya idi.  Kendi yaşadıklarım ve bana gelen danışanlardan gördüklerim aslında kimsenin yaşadığı durumdan dolayı yalnız olmadığı idi. ‘’Yalnız olmadığını bilmek istemez misin? ‘’diye kendime sorunca cevabım bu kitapla oldu. Belki birine umut olur, kendinin içindeki gücü keşfetmek, vesile olur, dibe battım derken çıkışın yanı başında olduğunu hatırlar amacıyla yazdım… Benim dünya amacım, sevgi sevgi sevgi… Biz kaynaktan sevgi ile geldik sevgi ile gideceğiz bu yolda aradığımız tek şey yine sevgi ve gerçekten o içimizde saklı sır.  Buna nefes ile vakıf olabilir ve ona erişebiliriz. Dolayısıyla Mucize bizden dışarı çıkmayı orada sadece bekliyor.

“Mucize Sensin” den sonra yeni bir kitap projeniz var mı?

Yazmak hep hayalimdi, bir gazete köşesinde, bir dergide, bir kitabı yazmak… Okumak ayrı, ama yazmak çok ayrı bir işmiş bunu anladım. Bir sonrakinde ise gerçekten yalnız olmadığınız her durumu deneyimleyenlerle vesile olup, nefesini birlikte fark ettiğimiz ruhların yaşadığı mucizeleri yazmayı düşlemekteyim. Çünkü, asla olmaz ve mümkün değil denilen ve mucizelerini yaşayanlar her gün çoğalıyor ve ben şükür ile yazmaya niyetliyim.  Bir kişi yüz kişiyi aydınlatırmış. Bir kişiye bile vesile olabileceksem ne mutlu bana…

Katılımcısı olduğunuz “Çember” çalışmalarından bahseder misiniz? Bu ‘’çember’’ in amacı nedir ?

Yol arkadaşım Tüten ile birlikte yaptığımız dişil enerjinin yükseldiği ve tam da yukarıda bahsettiğim ASLINDA HİÇBİRİMİZ YALNIZ DEĞİLİZ VE HEPİMİZ BÜTÜNÜN PARÇASI OLMAKLA aynı hissi, heyecanı, üzüntüyü, sıkıntıyı bu duyguları an be an yaşıyoruzdur özeti.  Çember kanalımızda birbirini tanımayan ruhların bir şekilde karşısındakinin aynası ve aynısı olduğunu deneyimlemek gücümüzü fark ettiriyor. Ve en son holoterapi nefes yaparak kapatıyoruz bu güzel enerjiyi.

Content/images/97cbb999-1b70-49c6-ae7c-bebc29b350ec.JPG

‘Farkındalık’ sözcüğü son zamanlarda oldukça popüler. Peki sizce, farkındalıktan bahseden herkes gerçekten farkındalığa erişmiş kişiler midir, yoksa fark ettiğini zannetme halimidir? Bize biraz farkındalığın sizin pencerenizden ne olduğunu anlatır mısınız?

Farkındalık aslında "okudum, anladım, bende var" denilecek bir durum içeriği değildir. Farkında olma hali ömür boyu süren bir haldir. Ve gün içinde sık sık deneyimlemek için bol bol pratik ile alışkanlığımıza getirme halidir. Nefes önemlidir ama ilk adımı FARK ETMEK ten geçer. Fark etmediğimiz her durum ölüdür. Farkındalık ŞİMDİ ve BURADA olma halidir. Bu da sadece ve nefesinizi fark ederek mümkündür. Nefesinizi izlerken bir şey düşünemezsiniz, eğer düşünüyorsanız nefeste değilsinizdir. Nefes, bizi ana çapalayan farkındalığa bağlayan adımın en başıdır. Günde 5 dakika ağaç izler, nefes yaparım, her gün farkındalığım için ağacın bir gün yaprağına, bir gün dalına, bir gün köküne her seferinde bir noktasını inceleyerek…

Farkındalık ile ilgili önerebileceğiniz kaynaklar nelerdir?

Bu konuda en bilinen farkındalık babası Thich Nhat Hanh.  Pema Chödrön, Jon Kabat-Zinn kitapları farkındalığın en güzel bilgileri olan kitaplardır. Bunun dışında ülkemizde çok farkındalık dolu kitaplar olmamasına karşın, yeni kitaplardan Tüten Yolukar (Bunların Hepsi Hikaye) kitabı farkındalık dolu bir kitaptır.

Blogunuzda 32 yaşında menapoza girip, 34 yaşında çıktığınız yazıyor? Bu nasıl oldu?

Kendimi bildim bileli farkındalık, ruhsallık kitapları okurken bir yanan da 9 seans aile dizimi çalışması almıştım. Bizim ailede anne tarafımda tüm kadınlar 32 de menapoza giriyor, annem dahil. Bende girdim ve geri dönüş yok dendi. Bir akşam, Ruh Eczanesi kitabı okuyordum OSHO’ nun, ve dedim ki kitaptakileri uygula hadi, başladım yatarken 25 adet nefesi diyaframı şişirip alıp vermeye, zihnimdeki sıfırı bulmaya. Bu her akşam rituelim oldu. Ve ben menapozu kabul etmiyorum anneannem annem girebilir ama benim daha onumda 45-50 yaşıma kadar bu ritueli yaşamak var diye hem olumladım, hem nefes çalıştım. Ve 3 ay sonra regl oldum. Doktora gittiğimde şaşırdı ki (7 yıldır hala şaşkın) bu nasıl oldu bilemedi ama ben biliyorum. Frekansımı yükseltip, blokajımı akıtınca inanma kısmı da nefes ile sağlandı ve aktı. 7 yıldır periyodum aylık olarak şaşmadan sürmekte.


Content/images/95060b98-31ca-41ff-9c93-8e37b583e4ec.JPG

7 yıl boyunca Lupus(SLE) hastası olduğunuzu ve bu hastalıktan kurtulduğunuz ile, kulağınızdaki kisti iki günde yok ettiğiniz gibi mucizeler yaşadığınızı biliyorum. Bunların sırrı nedir?

İkinci doğumdan sonra hala süren panik atak ve farkındalığa yol almadığım sadece okuyarak enerjimi biriktirdiğim herkese hayır yerine hep evet dediğim zamanların sonu organlarımın birbirine savaş açması ile sonuçlandı. Ben, menapozu yendiğimde Lupus doktoruma buna 6 ay veriyorum geldiği gibi gideceğini biliyorum dedim. Bana, Nirvanaya çıkarsanız, ancak böyle bir hayale kapılmayın dedi. Ben inandım. Her gün transformal nefes yaptım kendime ve seanslar aldım haftalık, aylık. Son 6 yıldır, dengeye geldi ve uyuyor. Şu an kolonoskopide çıkmadı lupus ve ilk aşama negatif pozitif veriyor bir sonraki adım LUPUS vermiyor. Tahlillerimi her yıl yine de yaptırıyorum. Bu bedende zaten var olan ve uyanmış bir iltihaplanma bağ dokusu hastalığı. Çok büyük stres ile bedenin artık bağışıklığı sıfıra düşünce ortaya hooop diye zıplamıştı. Nefes alırken bağışıklık güçlenir ve nefes verirken toksinleri atarız. Kaliteli nefes eşittir güçlü bağışıklık demektir.

İnsan iç huzuruna nasıl kavuşur? Yol gösterir misiniz?

Estağfurullah, yol göstermek demeyelim de, o frekansın nasıl olacağını hatırlayan yanım şöyle der. Nefesini fark etmeyen kişi sadece limitli soluma yapıyordur, günde 5 ile 15 dakika arası nefes çalışmak bugün bilim adamlarının da dediği gibi 24 saatlik enerjiyi şarj eder. Her gün 5 dakika kendine ayırarak kişi kendi frekansını titreşimini yükseltemeye geçer. Bilinç seviyesi bir dengeye gelir zamanla, bu inancını güçlendirir ve kabul etmesini kolaylaştırır. Dolayısıyla kişi geldiği dengede huzuru kaynakla bir ve bütün olduğunu hatırlar kabul eder. Üzerine aşk, kariyer, sevgi, para gibi onu daha da memnun eden halleri bu dengenin üzerine ekler daha da yükselir. Ama bu dediklerimiz olmadığında da asla dip yapmaz. Çünkü; kendisi dengede ve birdir. Olmayanlar onun şükür ve huzurunu eksiltmez. Dengesi her daim korunur bu da huzuru hep deneyimlemek olur.

Sosyal medya hesabınızda paylaştığınız kitap alıntıları, insanları okumaya teşvik ediyor. İki erkek çocuk annesi olarak yeni neslin okumayı sevmesi ve seviyeleri konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Sosyal medyada İnstagramı aktif kullanıyorum. Blogum gibi kendime ait bir sayfa görseli ve altında bana o gün not olan bir paragram ya da okuduğum bir kitabın alıntısı yorumu vardır. Her gün sayfama bakıp bu gün ne mesaj var diyenler olduğu için daha da keyifle kullanıyorum. İki oğlum var büyük üniversite 2. sınıfta, küçük ise 6. sınıfta. Daha çok ders kitapları ile haşır neşirler bu zamanda. Herkese okuyun diyorum ne olursa olsun, okuyan ve spor yapan kişiden zarar çıkmaz. Ne tür istiyorsan oku, yeter ki oku. Bu senin cümle kurmandan tut, kendini bilmene kadar giden kocaman bir yolculuğun en keyifli yeri. Ülkemizde hala yeteri bir okuma yapıldığını düşünmüyorum ama sosyal medya bu konuda daha çok kesime ulaşınca belki merak edilmesi enerji olarak daha aktif duruma geldi gibi.

Anne-babalara, çocuklarını kitap okumaya teşvik etmeleri için önerileriniz var mıdır?

Çocuklar fotokopidirler. Onlara hangi kodu nasıl verdiklerinin anne baba olarak farkına varılması önemli. Mesela 12 yaşına kadar çocuk, anne göbeğinden anne enerjisine tabiidir.  Anne hisleri enerji alanı nasılsa çocuğun aynı enerji alanı mevcuttur. Şöyle bir algı var boş vaktim olunca okuyorum. OKUMA boş vakit varken yapılmaz, okuma için vakit yaratılmalıdır. Anne baba ve çocuk her gün yarım saat rituel yaparak okuma saati ilan edebilirler.

Content/images/e8518134-e8b1-48a0-a559-eb4dbb9365d1.PNG

Nefes koçluğunun yanında ayrıca ilişki koçluğu da yapıyorsunuz, günümüz ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz ve daha yaşanabilir bir toplum için önerileriniz nelerdir?

Kendini bilen karşısındakini bilir ve anlar. Bizdeki algı maalesef ki şimdi böyle ama ben onu evlenince değiştiririm ya da başkalaştırmaya çalışarak ömür tüketiyoruz. Kişi kendi dışında hiçbir kimseyi değiştiremez. İnsan isterse kendini dönüştürür. Onun dışındaki değiştirdim diyen sadece yanılır. Çok eski zamanlarda bir röportajda karı koca ilişki koçunun röportajlarını okumuştum. İkiside orada şunu demişti; erkek kadının her an gidebileceğini hissetmeli ve öyle birlikte yaşamalı, kadında erkeğin her an gidebilme ihtimalini hissetmeli ve öyle yaşamalı. Sevgililik hali sürmesi ve uzun vadede birlikteliği dengede sevgi ile taşımak için şart demişlerdi. Bana çok iyi gelmiştir yıllardır bu sözler.

En önemlisi de dinlemeyi bilmiyoruz. Dinlemeyi bilmedikçe kendimizi duymamız imkansız. Kişi önce neden mutsuz olduğunu belirlerse zaten çözüme ulaşacaktır. Biz yargılayarak, her suçu başkasına atma ve sorumluluğu almama peşine düştükçe hep arafta bir ilişki içerisinde kalıyoruz. Beklenti ile yaşamayı seçmekle yıpranıyoruz. Beklenti, hem yorar hem yıpratır. Affetmeyi bilmiyoruz, kabul etmeyi seçemiyoruz, özümüzün sevgisi için günde 5 dakika kendine vakit ayır ve frekansını yükselt diyorum ki, karşındaki ile ilişki enerjin ve çekim alanın da yükselsin.

Ayrıca astroloji ile de ilgilendiğinizi biliyorum bize biraz ay ritüellerinden bahseder misiniz?

İlkokuldan beri astroloji konusunda merakım yüksektir. Ama o çizelgeler, haritalar benim anlamam için uygun değiller. Ben, kişi neye inanırsa o gerçekleri kabul edip inananlardanım.  Astrolojiyi; güneş - yıldızlar - ay - gezegenler ve enerjileri olarak algılar ama kötüye yoracak bir sebep bulmam.

Her yeni ay ve dolunayda ritüeller yazıyorum. Kitabımda da en son bölüme meditasyon ve ritüelleri ekledim. Bugüne kadar 50 nin üzerine dilekleri gerçekleşen ve bana dönenler oldu. Bunu yazmaktaki amacım şudur. Yeni ayda dilek kağıdı yazıyoruz sanki olmuş gibi hislerle ve bunu yastık kılıfımıza koyup dolunaya kadar yaklaşık 14 gece uyuyoruz ve dolunayda pencereye koyup ertesi aksam yakıyoruz ya da suya atıyoruz. Neden 14 gün yastık kılıfı derseniz cünkü her gece siz o dileğinize dokunarak, duanızı isteğinizi, hissediyor olacaksınız doğal olarak imgeleyecek zihninizde olması olasılığını arttıracak enerjiye geçeçeksiniz. Siz, inandığınız anda olacaktır ya da daha erkene gelecektir. Yeni ay, yeni oluşum demektir. En yeni dilekler dolunayda bitişleri simgelediği için o günde olmasını istemediklerimizi yakarız. Bu bir vesiledir. Kişinin duasıdır.

 

Bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyor, sevgilerimizi sunuyoruz.

Hüsniye Balkan